Fatih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2016 Pazar

Ali Haydar İkinci Bahar

“İkinci Bahar yaşıyor ömrüm.” Diye başlasak cümleye aklımıza ne gelirdi?

Şahsen benim aklıma her zaman iki şey gelmiştir. Biri klasikleşmiş olan İkinci Bahar şarkısı diğeri ise birçoğumuzun zevkle ve keyifle izlediği “İkinci Bahar” dizisi.

Sizi “İkinci Bahar” dizisine ve Samatya’ nın en nostaljik, en şık, en en en güzel restaurantına götürüyorum: ALİ HAYDAR İKİNCİ BAHAR
Samatya daha önceki yazıda da belirttiğim gibi “Eski İstanbul” kavramını her şeye rağmen yaşatan bir semt. Ali Haydar’ ın öncülüğünde orta meydanda çeşitli restoranlar konumlanmış. Ali Haydar meydandan 30-40 metre  içeri girdiğinizde bütün o masumiyetiyle karşınıza çıkıyor.
Mekan full nostaljik bir havada ve içeri girer girmez hem nostaljiyi hem de “İkinci Bahar” dizisinin yaşanmışlıklarını derinden gösteriyor. Ayrıca belirtmeliyim ki içeride her zaman eski şarkılar çalıyor. 7’den 70’e diye derler ya hani. İşte öyle bir yer burası herkes bir parça bir şey bulur Ali Haydar’ ın yerinde. Kimi genç kimi yaşlı kimi bekar kimi evli … Unutmadan belirteyim karşısındaki rakip, kavgalı restaurantta duruyor hala. Yani nostaljinin dibini yaşıyorsunuz kaba tabiriyle. :)
Gittiğimizde Ali Haydar’ ın kendisini göremedik ama kendisinin Şener Şen’ e çok benzediğini ifade etmeliyim. Akşam saatlerinde kendi işinin başında görme şansınız yüksek. Net bir bilgi elde edemedik ancak dublör olarak kullanılma seçeneğinden mi yoksa dizide Ali Haydar’ ın hikayesini mi izledik diye her gidişimizde düşünmüşüzdür.


Belirttiğim gibi içeriye girdiğinizde sizi huzurlu bir ortam karşılıyor. Hemen gözünüzün önünde hazırlanan ızgaralık etler (koku problemi yaşamıyorsunuz asla) ve şık bir masa düzeni. Bu işin erbabı olmuş garsonlar da mekanın hakkını veriyor. “Ali Haydar İkinci Bahar” da içecek olarak alkollü ya da alkolsüz seçenek bulunuyor. (Sosyal içici bile olsanız kendi aracınızla gitmeyin.Bir iki kadeh bir şeyler için derim. İnsanın o ortamda canı çok çekiyor.) Menüsü ve fiyatları da aşağıda görüldüğü gibidir.
Ali Haydar İkinci Bahar özellikle birçok kişi de yeri farklı olması itibariyle çok ama çok değerli bir restaurant olsa da fiyatları öyle dudak uçuklatıcı düzeyde değildir. Soğuk başlangıç, ara sıcak gibi bir öneride bulunmayacağım çünkü yemek kalitesi zaten başarılı. Ancak ilk kez gidecekler için şu öneride bulunabilirim: “Ali Haydar Special” siparişi verin. Ve beyaz&kırmızı etin tadına varın. Ki fıstıklı bir et karşılayacak sizi ve şunu diyeceksiniz en yüksek ihtimalle: “Daha önce böylesini yememiştim.” Mükemmel bir lezzet. Lokum gibi ağzınızda dağılmakta olan et ve buna eşlik eden antep fıstığı eşsiz bir lezzet oluşturuyor damakta. Şiddetle deneyin. Asla pişman olmayacaksınız.
Belki çok gidilmeyen bir yer gibi görünse de Samatya, ulaşım gayet kolaydır. Eminönü’ nden çok rahat bu işi yapabilirsiniz. Banliyö trenleri ile “Küçük Mustafa Paşa” durağında indikten yaklaşık 2-3 dakika sonra Samatya meydana ve Ali Haydar İkinci Bahar’ a ulaşıyorsunuz. Otobüs ile de ulaşım var ancak en basit ve en kolayı bu.Hiç kafanızı karıştırmayın farklı yollarla.


Önemli bir hatırlatma da yer bulma konusunda yapacağım. Ali Haydar’ ın yeri kapasitesi belli bir mekan. Ve tahmin edeceksiniz ki özellikle hafta sonu olmak üzere yoğun bir talep var. Özel bir yemek veya grup olarak gidecekseniz kesinlikle öncesinde rezervasyon yaptırınız. Aksi takdirde yer bulmanız çok ama çok zor. Bu konuda tavizleri pek bulunmuyor. Önemli bir nokta.

Bunun üstüne buyrun İncesaz & Sezen Aksu' dan "İkinci Bahar". Hem de diziden de görüntüler eşliğinde, duygu dolu bir halde. (Tıkla)

19 Mart 2016 Cumartesi

Samatya

Eski İstanbul klasörünü bir semt ile açalım: SAMATYA

“Samatya” Sizde de aynı hissi mi oluşturuyor bilmiyorum ama söylenişinde bir nostalji, sempatiklik barındırıyor bende. Keza Eminönü – Karaköy hattında yer alıp Fatih’ e bağlı olan Samatya semti bu yoğun popülasyon arasında ezilmemiş, doğallığını kaybetmemiş nadir semtlerden biridir.
Sosyal yapısı açısından eski mimarisini ve kültürünü günümüzde korumaktadır. İnsanlar hala tek katlı veya iki katlı evlerinde kalmakta, birbirine yapışık haldeki yuvalarında adeta bir “Cennet Mahallesi” kıvamında yaşamaktadırlar. Ve bu görüntü gerçekten çok samimi. Ara sokaklara girdiğinizde evlerin kapılarına kilit vurulmadan komşu gezmeleri yapılıyormuş havası var. Tabii ki görüntü öyle gösteriyor ama iç detayına inilirse öyle midir bilmiyorum. J Yaşayanlar önceden yabancı uyruklu ağırlıklı imiş. Daha sonra farklı etnik kökenlere sahip kişiler geçmiş yerine. Ve son haliyle de genel olarak doğu bölgelerden göç eden vatandaşlarımızın yaşadığı söylenmekte. Balık pazarına ve balık lezzetlerine eşlik eden doğu kültürü restaurant ve lezzetleri de bu noktada anlamlanıyor açıkcası.

Samatya’ ya  genelde önceden belirlenmiş bir yerde fasıl ortamı veya yemek yemek için gelinmekte. Keza alkollü içecek tüketmek isterseniz ya da alkolsüz içecek tüketerek vakit geçirmek isterseniz alternatif birçok yer mevcut. Özellikle hafta sonları akşam saatlerinde birçok mekan fasıl içerikli bir havaya bürünmektedir. Ki eğer en az sosyal içici boyutunda iseniz keyifle bu işi gerçekleştirebileceğinizi garanti edebilirim. Ama belirteyim; sanmayın ki alkol üzerine kurulu bir yer. Çokta geniş bir alanı olmasa da Samatya Meydanı çevresinde  her kesime hitap edecek düzeyde mekanları mevcut.

Eminönü deyince balık&ekmek ikilisi akla gelir hemen elbette. Ancak balık ekmeği yemeniz gereken yerlerden en önemlisi Samatya’ dır. Eminönü’ nde yurtdışından gelen uskumrular yani ithal uskumru yedirilir size. Ancak Samatya’ da yurdumuzun balığını yersiniz ki tadı tahmin edeceğiniz üzere çok çok farklı ve lezzetli.
Mekan alternatifleri yeterli düzeyde Samatya’ da ancak ben özellikle nostaljik bir değeri olması itibariyle “Ali Haydar İkinci Bahar” a gitmenizi tavsiye ederim. Genel olarak nostaljik bir görünümde olan Samatya semti yemek yeme ya da bir şeyler içme adına da o görüntüsünü koruyor. Ara sokaklara inerek de keşiflerinizi genişletebilirsiniz. 




Bir sonraki paylaşımımda da özel olarak “Ali Haydar İkinci Bahar” a değineceğim. Gitmek isteyeceksiniz J